Öncekiler Sonrakiler

SONBAHARDA CİLT BAKIMI NASIL YAPILIR

Yaz aylarında güneşin etkisiyle bronzlaşmış dolayısıyla kurumuş nemi azalmış deri sonbaharın gelmesiyle beraber matlaşmaya ve sağlıksız görünmeye başlar.

25 Eylül 2013 Çarşamba 08:07
SONBAHARDA CİLT BAKIMI NASIL YAPILIR

KADIKÖY şifa Hastanesi'nden Dr. Okan Yücel anlattı: 

Yaşın ilerlemesiyle birlikte kullanılan ilaçlar, hava kirliliği, geçirilen rahatsızlıklar, güneş ışınları ciltte olumsuz etkilere yol açar.

Cilt tipiniz, yıpranma derecesi, mevcut problemler, yaşınız gibi faktörler dikkate alınır, Hangi bakım ürünlerinin kullanılacağı tespit edilir ve program hazırlanır.

Profesyonel cilt bakımı yapılmasının amacı şunlardır: Gözeneklerin temizlenmesi, cilde oksijen sağlanması, parlaklık, canlılık ve tazelik kazanması için metabolizmanın hızlandırılması ve lenf drenajıyle toksinlerin atılması...

Cildinizin üzerinde kalıcı, koruyucu ve besleyici bir tabaka oluşturarak; kırışıklıkların oluşumunun geciktirilmesi, cildinizin daha genç ve gergin bir hâl alması hedeflenmektedir.

Kırışıklık ve yaşlılık çizgilerinden kurtulmak için bir başka çözüm de 'dolgu' yaptırmaktır. Küçük dokunuşlarla yüzün ifadesi bir anda değişebilir. Sigara çizgileri, dudak kenarlarındaki çizgiler, yara izleri için doktorların uygun gördüğü dolgu maddeleri cilde enjekte edilir.

AKŞAM

Yaz aylarında güneşin etkisiyle bronzlaşmış dolayısıyla kurumuş nemi azalmış deri sonbaharın gelmesiyle beraber matlaşmaya ve sağlıksız görünmeye başlar.

 

Deniz, havuz suyu ile sürekli temas ve aşırı sıcak hava ve nem etkisiyle derinin nem dengesi bozulur.

 

Yaz aylarının ardından sonbaharın gelmesiyle beraber sıcaklıktaki ani düşmeler ve yükselmelerle sıcaklık anormalliklerinin yaşanması derinin savunma mekanizmalarını zayıflatır. Kış ise deri açısından koşulları zor bir mevsimdir. Sonbahar ayları derimizi kış dönemine hazırlamamız için bir fırsat dönemidir.

 

Derimiz sıcak yaz günlerinde güneşin kurutucu etkisine karşın nem ve sıcaklık artışıyla aşırı terlediğinden yağ üretimini artırır. Bununla beraber eğer biz doğru ürünlerle derimizi temizlemezsek, uygun olmayan kozmetikler kullanırsak yada yağ içeriği cildimize fazla gelen güneş koruyucular kullanırsak gözeneklerimiz kapanabilir, siyah noktalar, sivilceler yada yağ butonları oluşabilir. Oluşan bu cilt problemleri için öncelikle profesyonel bir cilt temizliği yapılmalıdır. Klasik cilt bakımlarının yanı sıra hidradermabrazyon sağlayan cihazlarla da su ve deri tipine uygun bazı solüsyonları vakum kullanarak uygulamak mümkündür. Düzenli yapılacak cilt bakımı ile derinin nem dengesini korumak mümkündür. Profesyonel bakımlarla beraber evde derinin günlük temizliği ve nemlendirilmesi de sağlanmalıdır. Bunun için deriye uygun doğru ürünler seçilmelidir. Bu dönemde derinin iklim değişikliğine adaptasyonu sağlanmalıdır. Yaz aylarında derinin temizliğinde kullanılan temizleyiciler, tonikler, nemlendiriciler ile kış aylarında kullanılan ürünler aynı olmamalıdır.

Yağlı deriler için yazın daha da artan yağ üretimini normale çekecek durulama gerektiren yıkama jellerinin kullanımı ve matlaştırıcı tonik uygulamaları tercih edilebilir. Ancak kuru deri için durum daha farklıdır. Güneşin de etkisiyle daha da kuruyan derinin üst yüzey savunma mekanizması azaldığından tahrişe, pul pul dökülmelere maruz kalacaktır. Dolayısıyla kuru derinin nemlendirilmesi çok önemlidir. Bu dönemde deri direncini artırmak için bariyer fonksiyonlarını artıracak derinin de yapısında zaten olan bir takım molekülleri de barındıran nemlendiriciler kullanmak gerekebilir.

 

Deriye esnekliğini ve bütünlüğünü sağlayan suyun derideki oranı %10’ un üzerinde olmalıdır. Su içeriği azalırsa deri kurur, klinik olarak pullanma, çatlama, egzema gibi birtakım deri hastalıklarına ve enfeksiyonlara meyil artabilir. Deride mevcut olan yapıtaşlar suyun deriden buharlaşmasını önler, çevreden deriye su çeker dolayısıyla su kaybını ve kurumayı engeller ve derinin direncini sağlar.

Yazın sıcak ve güneş etkisiyle, sonbaharda hava anormallikleri nedeniyle derinin bozulan bu fonksiyonlarını yerine getirmek deriye uygun nemlendiricilerle deriyi nemlendirmekle sağlanabilir.

 

Nemlendiriciler derinin üst tabakasının su içeriğini artırmak yada uygun seviyede tutmak amaçlı üretilen bileşiklerdir. Derinin ana yapısal elemanlarına benzer bileşikler olması tercih edilir. Nemlendiriciler yapılarında başkaca fonksiyonları olan ürünleri taşıyabilirler. Antioksidanlar, retinoik asitler, vitaminler, bitkisel yapıtaşlar, büyüme faktörleri, proteinler, güneşden koruma faktörleri nemlendiricilerin yapısına katılabilir. Dolayısıyla seçilecek uygun nemlendirici derinin ihtiyaçlarına göre belirlenmelidir. Derinin hiçbir sorunu olmasa bile içinde bulunduğu nem dengesini korumak ve mevsim geçişlerinde ve sonrasında sert iklim koşullarının neden olabileceği hasara karşı deriyi nemlendirmeliyiz. 

 

Kozmetiklerde nemlendirme amaçlı olarak kullanılan maddeler, kapatarak, su kaybını azaltarak, çevre dokudan su çekerek, deriyi yumuşatarak etki gösterir. İyi bir nemlendiricide tüm bu özellikler denge içinde olmalıdır. 

 

Nemlendiricilerin içine retinoidler, vitamin E, vitamin C gibi vitaminler,panthenol,  Koenzim Q10, karoten gibi antioksidanlar, proteinler, peptidler, hormonlar, büyüme faktörleri, güneş koruyucuları güvenle ilave edilebilir. Önemli olan nokta içeriğindeki maddelerin konsantrasyonları, stabilizasyonu, saklama şekilleridir. 

 

Bazen özellikle vitamin içerikli ve asitli ürünler aşırı hassasiyete neden olabilir veya deriye ağır gelerek komedon, miliyum oluşumuna neden olabilir. Dolayısıyla bu noktada önemli olan derinin doğru tanımlanması, ihtiyaçların belirlenmesi ve doğru ürünlerin kullanılmasının sağlanmasıdır.

Nemlendirici kremler mutlaka temizlenmiş deriye uygulanmalıdır. Bazıları içerikle bağlantılı olarak güneşsiz zamanlarda yani gece kullanımı için uygunken bazılarının kullanımı güneş koruyucularla beraber olmalıdır.  Gerektikce tekrarlanmalıdır. Gereklilik derinin kuruluk hissiyle orantılıdır. 

Güneşin ve solaryumun neden olduğu hasara karşı doğru, yeterli korunmamak, bazı hormon içerikli yada ışık duyarlılığına neden olan ilaçlardan kullanmak, genetik yatkınlık leke oluşumuyla sonlanabilir. Sonbaharda bronzlaşmış derinin solmasıyla beraber göze çarpmaya başlayan lekelerle mücadele etmeye başlarız. 

 

Leke oluşumunda ve artışında güneşin rolü nedeniyle güneşden doğru korunma bütün leke tedavilerinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Güneşden  sadece güneş ışınlarının yoğun olduğu yaz aylarında değil karlı kış aylarında da yansıyan UV nedeniyle sürekli korunulmalıdır. Güneşden koruyucu kremlerin etkinlikleri 3-4 saat sürer ve su,ter temasıyla azalır dolayısıyla sık sık tekrar edilmelidir. Bu önlemler lekelerin koyulaşmasını ve yenilerinin oluşmasını önler ancak var olan leke ile mücadelede bir takım tedaviler uygulamak gerekebilir. Tedavide önemli olan nokta lekenin doğru tanınmasıdır. Her leke için tedavi yaklaşımı farklı olabilir.  Tedavi bazen sadece renk açıcı kremlerin sürülmesi şeklinde planlanabileceği gibi kimyasal, enzimatik peelinglerle soyma, dermabrazyon yapma veya çeşitli lazerlerin kullanımıyla da sürdürülebilir.

 

Hidroksi asitler kozmetikler içinde sıklıkla kullanılır

 

Hidroksi asitler Alpha Hidroksi(AHA), Beta Hidroksi(BHA) ve Poli Hidroksi(PHA) olmak üzere ofis şartlarında  hekim kontrolünde yüksek konsantrasyonda kimyasal peeling amaçlı kullanırken düşük konsantrasyonlarda günlük ev kullanımına uygun olarak pek çok krem içinde bulunmaktadır.

 

Alpha Hidroksi asilerden en popüler olanları glikolik asit (şeker kamışı asid),laktik asid(süt asidi),malik asit(elma asidi)dir.

Genellikle soyma amaçlı kullanılırlar ancak deride kollajen ve fibroblast gibi deriye dirilik ve direnç veren yapılarının kuvvetlenmesini de sağlarlar.Günlük temizleyiciler,tonikler ve nemlendiricilerin yapısına sıklıkla girerler.İritasyon yapma riskleri vardır ve kontrollü kullanılmalıdırlar. Güneşle etkileşime girme potansiyelleri nedeniyle güneş koruyucularla birlikte kullanılmalıdır. Etkileri düzenli kullanımla ve bir aydan sonra ortaya çıkar.

 

Sonbahar derinin yaz güneş nedeniyle yorgun düştüğü ve sıcaklık değişimlerimden etkilendiği, kış aylarındaki zorlu hava koşullarıyla, hava krliliğiyle karşı karşıya kalacağı bir dönemdir.

 

Birde tüm bu dıs faktörlere ek olarak vücüdumuzda serbest oksijen radıkalleri vardır ki bunlar derideki kollajen ve elastin gibi yapı taşlarımızın kalıcı yıkımından sorumludurlar ve günümüzde yaşlanmanın ana nedenlerinden kabul edilmektedirler.

Derimiz bu oksidanların yıkıcı etkilerine karşı bazı savunma mekanizmalarına sahiptir. Ancak dış faktörlerle bu mekanizmalar zayıflayabilir. Son yıllarda araştırmacılar antioksidan besinlerle beslenmenin, antioksidan özellik gösteren özellikleri olan nemlendiricilerin deriye uygulanmasının deri hasarını azatlığını bildirmektedirler.Antioksidanlar dışarıdan sebze ve meyvelerle vücuda alınabilir ancak antioksidanları deriye sürmenin de bu etkiyi olumlu olarak etkilediğine inanılmaktadır. Krem formlu antioksidanların etkinliği ancak doğru emildiğinde, hedef dokuya uygun konsantrasyonda ulaştığında  çıkar. Deriye uygulanan antioksidanlar deride oluşan oksidatif stresi azaltırlar ve natürel antioksidan mekanizmalara yardımcı olarak çalışırlar. 

 

Vitamin C, Vitamin E, Vitamin A, -Beta karoten, Alpha karoten, Provitamin B5, Koenzim Q10 , İdebenon , DMAE gibi enzimatik olmayan; Katalaz, Gluatatyon, Süper oksit dismutaz, Peroksidaz gibi antioksidanlar mevcuttur.

 

C Vitamin vücudumuzda sentezlenmeyen mutlaka dışarıdan almamız gereken güçlü bir antioksidandir. Vücüdumuzda yara iyileşme sürecinde ve kollajen sentezinde önemli role sahiptir. Dolayısıyla kırışıklık oluşumunu önlemede de etkilidir. Renk hücresi göçünü engellediği için leke tedavisindede kullanılır. C vitamini  hava temasıyla bozulmaya başlayan bir molekül olduğundan uygun formüle edilmeli ve doğru ambalajlanmalıdır.

 

E vitamini hem iyi bir antioksidan hem de iyi bir nemlendiricidir. Güneşin oluşturduğu zararlardan korunma sağlar. Nemlendirme özelliğinden dolayı pek çok nemlendiricinin, saç ürününün yapısına girer. Etkinliği c vitamini ile beraber kullanıldığında artar.

Vitamin A ve türevleri retinoidlerdir. Bunlarda antioksidan özellik gösterir, yara iyileşmesini hızlandırır, yaşlanma karşıtı etkileri vardır. Fotoyaşlanmanın önlenmesinde, leke tedavisinde pek çok cilt bakım ürününün içinde yer alır. Beta karoten A vitamini öncül maddesidir. Antiaging etkileri vardır. Diğer antioksidanlarla kullanımı etkinliğini artırır. Likopen alpha karotendir ve domatesde bol bulunur. İyi bir antioksidandır, hücre tamir mekanizmasında rol alır.

 

Koenzim Q10 deride ve diğer vücut kısımlarında üretilen antioksidan bir moleküldür. Bu antioksidanla ilgili yapılan çalışmalarda UV hasarına karşı koruduğu ve kollajen uyarımı ile yaşlanma karşıtı etkilerinin olduğu gösterilmiştir. Günümüzde pek çok cilt bakım ürününde mevcuttur. İdebenon son zamanlarda sıklıkla kullanılmaya başlanan bir koenzim Q10 dir.  Oksidatif strese etkili bir antioksidandır.

 

Enzimatik yolla antioksidan özellik gösteren glutatyon , süperoksit dismutaz, katalaz gibi enzimlerin yanı sıra çinko, selenyum da kombine kullanımlarda etkiyi artıran diğer antioksidanlardandır.

 

En iyi antioksidan etki farklı antioksidanların uygun kombinasyonda kullanılmasıyla sağlanabilir.    

 

Ethica Bakırköy Tıp Merkezi

Dermatolog Burcu Yamangöktürk Solak

 

Kaynak: MİLLİYET

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET