Öncekiler Sonrakiler

TTB SAĞLIK BAKANLIK KHK'SINI TOPA TUTTU

TTB Sağlık Bakanlığı Hakkında KHK ile ilgili olarak, değerlendirmelerde bulundu Serbest bölgeler, yabancı doktorlar ve sağlık gözlemciliğini eleştirdi.

04 Kasım 2011 Cuma 21:24
TTB Sağlık Bakanlık KHK'sını Topa Tuttu

TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Eriş Bilaloğlu, TTB İkinci Başkanı Prof. Dr. Özdemir Aktan, TTB Genel Sekreteri Prof. Dr. Feride Aksu Tanık, TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Zülfikar Cebe ve TTB Hukuk Bürosu'ndan Avukat Ziynet Özçelik'in katıldığı basın toplantısında, söz konusu KHK ayrıntılarıyla değerlendirildi. 

KHK ile TTB Yasası’ndaki “tabipliğin kamu ve kişi yararına uygulanıp geliştirilmesini sağlamak” sözcüklerinin çıkartıldığını belirten Bilaloğlu, “Yani tabiplik kamu yararına uygulanıp geliştirilmesi gereken bir meslek değil midir?” diye sordu. AKP’nin toplamda kamu yararına bir tabiplik anlayışını, böyle bir felsefeyi istemediğini belirten Bilaloğlu, tüm KHK’nin de bu anlayış üzerine inşa edildiğine dikkat çekti.


Serbest bölgeler kurulması

Serbest bölgeler kurulmasına ilişkin düzenlemeye de değinen Bilaloğlu, “Bakanlığın ülkenin sağlık alanında bölgesel bir cazibe merkezi haline getirilmesi, yabancı sermaye ve yüksek tıbbi teknoloji girişinin hızlandırılması amacıyla” ifadelerine yer verdiğine işaret ederek; “Sağlık alanına yabancı sermaye girişindeki hızı biliyor musunuz arkadaşlar? Burada bir hız eksikliği mi vardır? Tıbbi teknoloji giriş hızında bir eksiklik mi vardır?” sorusunu yöneltti. Türkiye’nin ilaç alanında dünyada 13. büyük pazar olduğunu, 2020 itibarıyla 10. büyük pazar olmasının hedeflendiğini anlatan Bilaloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yetmemektedir bu. Çünkü olabilen en olağanüstü hızla, Türkiye’yi, bir biçimde sağlık alanını ve Türkiye’de yaşayan insanların hayatını birilerine sunmak durumundalar. O nedenle henüz kapsamını net bilmediğimiz bir ikinci maddesi var bu başlığın: ‘Serbest bölgelerde verilecek sağlık hizmetlerine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.’ Sizce sağlık hizmetlerinin usul ve esası bölgeden bölgeye değişebilir mi? Ne değişecek sağlık hizmeti açısından? Anlaşıldığı kadarıyla değişecek usul ve esas; kar meselesi, değişecek usul ve esas; girişim koşullarının keyfiyeti… Evet, deprem gibi olağanüstü koşullarda sağlık hizmetleri doğası gereği farklı biçimlere bürünebilir. Ama yoksa, sunulacak sağlık hizmetinin usul ve esasları dediğiniz ne olabilir? Sağlık hizmeti değil, karın, oraya yatırım yapanların yatırımlarını en kısa sürede nasıl kara dönüştüreceklerinin ve orada çalışanların hangi koşullarda çalıştırılacağının usul ve esaslarından muhtemelen bahsediyorlar. Şu anda Türkiye’nin toplam 74 milyonluk pazarının ötesinde hiçbir kural tanımayan usul ve esaslardan muhtemelen bahsediyorlar.”

Milletvekilleri kendilerini gözden geçirsin

“Meclisi de by-pass eden, oradaki milletvekillerinin hiçbirinin görüşlerinin alınmadığı bu KHK’ye sahip çıkan bir milletvekili ya da siyasi parti varsa kendini, mevcudiyetini gözden geçirsin” diye konuşan Bilaloğlu, hükümetin milletvekillerine rağmen, onları hiçbir şekilde ciddiye almayan bir tarzda bu kadar köklü, kapsamlı bir değişikliği yapma cüretini gösterdiklerini söyledi.

Bilaloğlu, “Bizim açımızdan durum çok net. Biz tabipliği, dün olduğu gibi, eksiklerimiz varsa düzelterek, daha fazla sahip çıkarak, elbette kamu, bu ülkede yaşayan herkesin, halkın sağlığı için, tek tek ve her birinin yararına yapmak zorundayız. Hekimliği bu çerçevede yürüteceğiz, böyle gerçekleştireceğiz. En temel nokta bizim açımızdan budur” diye konuştu.

Yabancı hekim

TTB İkinci Başkanı Prof. Dr. Özdemir Aktan da, Sağlık Bakanlığı’nın hukuka bakışının daha önce pek çok olayda görüldüğünü söyledi. Sadece 2010 yılında TTB Hukuk Bürosu’nun yaptığı itirazlarla Danıştay’dan açık hukuka aykırılık nedeniyle 62 olayda red kararı çıktığını kaydeden Aktan, “Dolayısıyla Sağlık Bakanlığı’nın hukuka nasıl baktığını hepimiz gayet iyi biliyoruz onun için bu kararnameye bir de o gözle görmekte fayda var” dedi.

İthal hekim konusunun da bu kararnamede yer aldığını belirten Aktan, çalışacak kişinin yabancı ve hekim olmasının yeterli görüldüğünü, bunun dışında başka hiçbir kavrama yer verilmediğini aktardı. Aktan, Türkçe bilmesi, belli bilgiye sahip olması gibi koşulların aranmadığını, buna göre gelecek hekimlerin yine bu kararnamede sınıflandırılmış hastanelerde belki D sınıfında, E sınıfında gerçekten muhtaç olan, parası olmayan insanları tedavi edeceklerini belirtti. Bunun yanında kararnamenin iyi nitelikli hekimlerin de çalışmasının önünü açacağını ifade eden Özdemir Aktan, ama bu hekimlerin de serbest bölgelerde görev yapacaklarını, buralara gidenlerin ise ceplerinden çok büyük miktarlarda paralar vermek zorunda kalacaklarını söyledi. Aktan, “Türkiye’nin sağlık pazarı yabancı sermayenin iştahını kabartıyor, maalesef bu ithal hekim her iki tarafından da canımızı yakacak gibi gözüküyor” diye konuştu.

Gönüllü sağlık hizmeti ve sağlık gözlemciliği

Gönüllü sağlık hizmeti ve sağlık gözlemciliği maddesine de değinen Bilaloğlu, burada hem sağlık hizmetini kurumlarda ücretsiz olarak sunma konusunu tanımlayan “kimi gerçek ve tüzel kişilerce sosyal dayanışma ve yardımlaşma amacıyla sağlık hizmeti verilebilir” biçiminde bir ifadenin yer aldığını; hem de sağlık gönüllüsü kişilerin hasta karşılama, bilgilendirme, refakat, kişisel bakım, sosyal ihtiyaçların karşılanması gibi destek hizmeti verebileceklerinin belirtildiğini aktardı. Eriş Bilaloğlu, “Yani kimi derya ışıldağı dernekler çıkacak muhtemelen. Bunlar insanlara nasıl hizmet verileceğini, büyük bir gönüllülükle yapacaklar ve bunlara da izin verilecek. Çünkü kamu özelliği kaldırılınca, bir takım yardımseverler, yardımsever kuruluşlar o çok ulvi gerekçelerle muhtemelen, devletin kamudan çekildiği noktada, başka amaçlarla sürece ve ortama dahil olacaklar. Sağlık hizmetinin vazgeçilmezliği ve hemen ihtiyaç doğduğu anda karşılanmazlığı göz önüne alındığı anda insanlar bunlara muhtaç olacaklar” diye konuştu.

Konunun çok boyutlu olduğunu belirten Bilaloğlu, şöyle devam etti:

“O nedenle felaket, rezalet ve iflas belgesi demek bizce çok yerinde hatta az bile. Mecliste bulunan tüm siyasi partiler, bizce bugünden tezi yok bayram seyran demesinler, okusunlar bugüne kadar okumadılarsa ve tutumlarını açıklasınlar. Destekliyorlarsa destekliyoruz desinler: Evet, biz milletvekiliyiz, biz mecliste siyasi partiyiz ama bize rağmen ellerine sağlık, çok da güzel bir şey yapmışlar desinler. Bu müjdeyi de halkla paylaşsınlar. Eğer desteklemiyorlarsa, buradaki felaket, rezalet iflas laflarımızın doğruluğuna yürekten inanıyorlarsa, o içtenlikte, o kuvvette her birinden milletvekillerinden, her bir siyasi partiden ve elbette meclisle sınırlı olmayan bir düzeyde herkesten sorumluluk almasını beklemek bizim hakkımız.”

Bilaloğlu, TTB olarak bu kararnameyi, bu anlayışı, hekimliğin temel ruhunu emip ortada müşteri peşinde koşan tezgahtarlar haline getiren bu çerçeveyi temel felsefesiyle reddettiklerini kaydetti. Önümüzdeki günlerde gerek meslek birlikleri, gerek sendikalar ve sağlık alanındaki tüm örgütlü yapılarla hızlı ve yakın bir temasa geçeceklerini de bildiren Bilaloğlu, “TTB, hekimler kendilerine, mesleklerine, geleceklerine ve bu ülkede yaşayan insanların sağlığına sahip çıkan bir tutumu ısrarla ve bitmek tükenmek bilmez bir enerjiyle yerine getirecekler” diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak:TTB


 

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET