Öncekiler Sonrakiler

KAMU SEN UYUM YASALARINDA MEMUR SEN'İN TAVRINI ELEŞTİRDİ

Kamu Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk yaptığı açıkalamda uyum yasalarında sendikalar arasında ve hükümetle yapılan görüşmelerde Memur Sen'i eleştirdi.

26 Eylül 2011 Pazartesi 18:09
Kamu Sen Uyum Yasalarında Memur Sen'in Tavrını Eleştirdi

Kamu Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk yaptığı açıklama;

15 Ağustos’ta yapılması gereken toplu görüşmeleri ertelemek durumunda kaldık. Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Faruk ÇELİK ile son 4 Ağustostan bu güne kadar 3 kez bir araya geldik. En son görüşmeyi önceki gün gerçekleştirdik. 6 saat sürdü bu toplantı. Kamu Çalışanları Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu olarak isimlendirdiğimiz 4688 Sayılı kanunda mutabakata vardığımız konular var. Ancak ana konularda bir mutabakat maalesef oluşturamadık. Bunlardan en önemlisi toplu sözleşmenin tarafları kim olacak? Şuanda Türkiye’de 3 büyük konfederasyon var. Türkiye Kamu-Sen, KESK ve Memur-Sen. Memur-sen’in üye sayısı en fazla ve Memur-Sen tarafı “Bu toplu sözleşmede biz söz hakkına sahip olmalıyız ve diğer konfederasyonların söz hakkı olmamalı.” gibi bir yaklaşım içerisinde. Hâlbuki Türkiye Kamu-Sen ve KESK’in üye sayısını üst üste koyduğumuzda Memur-Sen’in üye sayısından çok daha fazla üyeye sahiptir. Dolayısıyla Bizim Türkiye Kamu-Sen olarak teklifimiz; ‘Katılımcı bir toplu sözleşme yapılmasıdır.’ Sarı sendikacılığın bu kadar yoğun olduğu Türkiye’de, bir konfederasyonun kamu çalışanları adına toplu sözleşmeyi imzalayacak olması asla kabul edilemez ve ülkede buna güven duyulamaz. O içerde toplu sözleşme yaparken, dışarıdaki sendikalarla eylem yapacaktır. Yani o toplu sözleşme sonuçlarına Türkiye’de ne kamu çalışanları ne de sendikalar güven duymayacaktır. Yani toplu sözleşmeyi 3 büyük konfederasyonun üye sayılarıyla orantılı bir nisbi temsil şekline dönüştürmek lazım. Akabinde kamu görevlileri hakem kurulu oluşturuldu, bu kurula 3 büyük konfederasyonun mutlaka itiraz hakkı bulunmalı. Sadece en büyük konfederasyonun itiraz hakkının bulunması asla kabul edilemez. Bir konfederasyona yetki verdiğimizde, kamu çalışanlarını pazarladığını, sattığını düşünelim. Bunu çok yaşıyoruz. Dünyada oldu Türkiyede de oldu. Bunun bir önlemi olmalı dedi. Nedir bu önlem; diğer konfederasyonların bu satma karşısında Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna itiraz hakkı olmalı. Bu bizim olmasa olmazlarımızdan biridir. Sayın Bakanımızda bu konuda bir feraset göstermelidir çünkü Sayın Bakan’ı da ben aynı noktada görüyorum yani bize göre olumsuz noktada görüyorum. Katılımcılıktan uzak bir toplu sözleşmeyi kabul etmenin imkânsız olduğunu, bunun Türkiye de ciddi problemlere sebep olacağını Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Faruk ÇELİK’in görmesi lazım.
Türkiye Kamu-Sen’in 400 Bin üyesi var ve hiç kimse Türkiye Kamu-Sen’in 400 Bin üyesini yok sayamaz, buna asla müsaade etmeyiz. Siz 400 Bin üyeye sahip devasa bir kuruluşu toplu sözleşmede söz sahibi yapmayacaksınız, kamu görevlileri hakem kuruluna başvuru hakkına sahip kılmayacaksınız ve sadece seyirci pozisyonunda bırakacaksınız. Bu asla kabul görmeyecektir. Geçmişteki 4688 sayılı toplu görüşme kanununda farklı uygulamalar olabilir ama biz yeni bir kanun yapıyoruz. Bu yeni kanunla yeni anlayışları ortaya koymak durumundayız. Sadece bugüne münhasır bir değerlendirme olmadan geleceğe de projektörlerimizi tutarak bir kanun yapmak durumundayız. Sadece bugünü algılamak, korumak, değerlendirmek ve bugüne göre hüküm vermek bizi ciddi yanılgılara götürecektir. Bu yüzden ben toplu sözleşme kanununun mutlaka katılımcı toplu sözleşme anlamında düzenlenmesinin son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Tabi burada mutabakata vardığımız bazı konular var mesela stajyer memurlar, stajyer öğretmenler sendikalara üye olamıyordu, şimdi tamamı sendikalara üye olabilecekler, tamamı sendikaların kurucusu olabilecekler. 100 ve 100’den fazla çalışanı olan kurumların müdür ve müdür yardımcıların üyeliğiyle ilgili yasak kaldırıldı. Özel güvenlik çalışanlarının sendika üyeliği yoktu bu yasak kaldırıldı. Ancak bizim masaya yatırdığımız bir konu da Milli Savunma Bakanlığında, Türk Silahlı Kuvvetlerinde, Emniyet birimlerinde ve Cezaevlerinde bulunan sivil memurlarında sendika üyeliği hakkı olmasıdır. Bunu Sayın Bakan’a her toplantıda ifade ettik. Sayın Bakan kişisel olarak bu arkadaşlarımızın da sendika üyeliğine sıcak baktığını ancak İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı ve Milli Savunma Bakanı gibi diğer bakanlarla bunu değerlendirmesi gerektiğini ifade etti. 23 Eylül Cuma günü saat 14.00’da yapacağımız toplantıda bu arkadaşlarımıza da sendikalara üye olma hakkını elde etmeyi arzuluyoruz. Adalet Bakanlığında ki çalışan memurlara üye hakkını veriyorsunuz ama Milli Savunma Bakanlığında ki çalışanlara, Ceza ve Tevkifevleri çalışanlarına üye olma hakkı vermiyorsunuz. Sendikalar ajan kuruluşlar değil. Bundan korkmamak lazım.
Türkiye nin imzalamış olduğu Uluslar arası Sözleşmede tüm kamu çalışanlarının sendika üyeliği hakkı vardır. Hatta daha da ileri götürmemiz lazım Biz Türkiye Kamu-Sen olarak emeklilerimizin de sendika kurma ve sendikal faaliyet yapma hakkının olması gerektiğine inanıyoruz. Emeklilerin sendika kuramayacağına dair maalesef geçen Ankara Valiliğinin şikâyeti üzerine açılmış olan bir dava da var. Bunlar son derece yanlış. Bunlar Türkiye nin imzalamış olduğu Uluslararası sözleşmeye de aykırı bir durum. Bizim emeklilerimizi yok saymamız vefasızlıktır. Devlete 25, 30, 40 yıl hizmet etmiş insanların bir masa başında haklarını, ekonomik sosyal problemlerini müzakere edebilme hakkı olmaması son derece çirkindir. Bu çirkinlik te Türkiye ye yakışmıyor. İnşallah yarın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Faruk ÇELİK ile 3 büyük konfederasyon genel başkanı ve uzmanlarla yapacağımız toplantıda arzu ettiğimiz anlamda kamu çalışanlarını mutlu edebilecek, kamu çalışanlarını huzursuz etmeyecek anlayışta bir kanun ortaya çıkartabiliriz diye umuyorum. Ama herkes kendi kalesini koruma anlayışıyla hareket ederse ve Çalışma Bakanlığı da bu anlayışın yanında durursa bundan bir sonuç çıkarmamız mümkün değildir. Sayın bakan uzlaşmacı bir insan olduğunu söylüyor, doğrudur. Sayın Faruk ÇELİK’in uzlaşmacı bir kişiliğe sahip olduğunu biliyorum. Bu uzlaşmacı tavrını toplu sözleşme kanununda da ortaya koymasını Türkiye Kamu-Sen olarak beklediğimizi ifade ediyorum.
Beklediğimizin tam tersinde bir kanun ortaya çıkarsa Türkiye de ciddi gerginlikler çıkacağını düşünüyorum. Bu gerginlik sadece bugüne münhasır bir gerginlik olmaz, her toplu sözleşme döneminde aynı gerginlikler Türkiye de yaşanır ve bunun sorumlusu da bu kanunu çıkaranlar olur. Onun için bu konuda aklıselim bir düşünceyle meseleye yaklaşmanın doğru olacağını düşünüyorum.

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET