Öncekiler Sonrakiler

MEMURSEN BAKANLIĞA ÖĞRETMEN SORUNLARINI RAPORLA SUNDU İŞTE DETAYLAR

Memur-Sen ve Eğitim Bir-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’le bir araya geldi.

25 Kasım 2012 Pazar 21:33

 Memur-Sen ve Eğitim Bir-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’le bir araya geldi. Eğitim Bir-Sen’in hazırladığı ‘Türkiye ve Dünyada Öğretmenlik’ raporunu Bakan Dinçer’e sunan Gündoğdu, kariyer basamakları düzenlemesi, ek ödeme, eş durumu tayinleri, il müdürü, il müdür yardımcıları, ilçe müdürleri ve şube müdürlerinin rotasyonu, Şubat’ta yeni öğretmen atanması, çalışma hayatında başörtüsü yasağının sonlandırılması gibi eğitimle ilgili birçok konudaki taleplerini hatırlattı.
 
Bakanlık binasında yapılan görüşmeye Eğitim Bir-Sen Genel Sekreteri Ahmet Özer ile Müsteşar Yardımcısı Zübeyir Yılmaz da katıldı. Öğretmen Kariyer Basamakları düzenlemesinin gecikmesinin oluşturduğu mağduriyetten ziyade yeni düzenlemenin mağduriyetlere kapı aralamamasını isteyen Gündoğdu, “Eğitimin paydaşları ile yeni düzenlemenin paylaşılmamış olması ve kamuoyuna yansıyan bazı haberlerin oluşturduğu tedirginlik sendika olarak bizleri de kaygılandırmaktadır. Bakanlığınız tarafından Kariyer Basamaklarında Yükselme konusunda yasal düzenleme çalışması yapıldığı, bu çalışmanın kazanılan unvanların kaybedilmesi veya öğretmenlik mesleğinde geri hizmete alınma gibi tepkiye ve huzursuzluğa neden olacak duyumlar alıyoruz. Böyle bir şeyin kabul edilmesi beklenemez. Yeni düzenlemenin öğretmen camiasında heyecan oluşturması gerekmektedir. Bizler bu çalışma sürecine yetkili sendikanın da mutlaka dâhil edilmesini ve paydaşların görüşlerinden yararlanılmasını istiyoruz” diye konuştu.
 
Ahmet Gündoğdu, 666 sayılı KHK sonrası öğretmenlerin yaşadığı ek ödeme mağduriyetinin hala giderilmediğini belirterek, kariyer basamakları düzenlemesi ek ödemenin yerine ikame edilecek bir alternatif olmadığını, öğretmenlerin bordroları ile barışık olmalarının yolunun öncelikle ek ödeme mağduriyetinin giderilmesi ile mümkün olacağını ifade etti.  Gündoğdu, bu nedenle önce 666 sayılı KHK ile başlayan sürecin mağduriyetin giderilmesini daha sonra kariyer düzenlemesinin gündeme alınmasını istedi.
 
EŞ DURUMU TAYİNLERİ GERÇEKLEŞTİRİLMELİDİR
 
Eğitim öğretimin kalitesine odaklanmak, öğretmenin iş huzuru ve iç huzuru için, kafasının rahat olması gerektiğini kaydeden Gündoğdu, eşler bir araya getirilemediği, aile bütünlüğü sağlanamadığı müddetçe verimli bir çalışma mümkün olmayacağını dile getirdi. Gündoğdu bu nedenle, eş durumundan tayinleri gerçekleştirilemeyen çalışanların problemlerinin bir an önce çözülmesi ve aile bütünlüklerinin sağlanması gerektiğini ifade etti.
 
ROTASYONUN ARA DÖNEMDE YAPILACAĞI BEKLENTİSİ VAR
 
İl müdürü, il müdür yardımcıları, ilçe müdürleri ve şube müdürlerinin rotasyonunun ara dönemde yapılması konusunda kamuoyunda beklenti oluşmuş durumda diyen Gündoğdu, “Ara dönem öncesi tercihler alınıp atamalar gerçekleşir, yeni görev yerlerine başlamalar ise yarıyıl tatilinde olursa rotasyona tabi olacak olanlar da mağdur olmamış olur” dedi.
 
ŞUBAT’TA 30, AĞUSTOS’TA 70 BİN ATAMA YAPILMALIDIR
 
Şubat’ta 30, Ağustos’ta 70 bin yeni öğretmen ataması yapılmasını isteyen Gündoğdu, “Yeni eğitim sistemine geçiş dolayısıyla branş öğretmeni ihtiyacında artış var, sınıf öğretmenlerinin alan değişikliği sonrası sınıf öğretmenliğinde de 8 bine yakın boşluk oluştu.  Şu an toplamda 30 bine yakın ücretli öğretmen çalışmaktadır. Öncelikle ücretli öğretmenlik uygulamasının sonlandırılarak, Şubat’ta 30 bin atama, Ağustosta ise 70 bin atama yapılarak öğretmen açığı sorununun ortadan kaldırılmasını bekliyoruz” diye konuştu. Mevcut kılık kıyafet yönetmeliğinin Üniversitelerden staja gelen öğrencileri dahi mağdur ettiğine de değinen Gündoğdu, devlet millet kaynaşmasının önündeki engellerden olan, başörtülü kadınların çalışma hayatında yer almasını engelleyen kılık kıyafet dayatmasının artık son bulması gerektiğini vurguladı. Gündoğdu, ayrıca okullarda ibadet yerlerinin olmamasının hem çalışanları hem de öğrencileri zor durumda bıraktığını belirterek, okullarda imkânlar nispetinde ihtiyaca cevap vermek amacıyla ibadet yeri tahsis edilmesini istedi.
 
BAKAN DİNÇER: ROTASYON KONUSUNDA ÇALIŞMA İÇERİSİNDEYİZ
 
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer ise ‘Türkiye’de ve Dünyada Öğretmenlik’ raporu dolayısıyla Gündoğdu’ya teşekkür etti. Raporu inceleyeceğini belirten Bakan Dinçer, kedisine iletilen talepleri not alarak, il müdürü, il müdür yardımcıları, ilçe müdürleri ve şube müdürlerinin rotasyonu konusunda çalışma içerisinde olduklarını dile getirdi. Yeni eğitim sisteminin hayata geçme aşamasında yönetici hareketliliğinin isabetli olmayacağını düşündüklerini söyleyen Dinçer, eğitim öğretim yılı başında uygulanması gereken rotasyonu bir miktar ötelediklerini fakat şu anda bir hazırlık içerisinde olduklarını ifade etti. Bakan Dinçer, rotasyonun uygulanacağını, kariyer basamakları konusunda ise Eğitim Bir-Sen’in dile getirdiği endişelerin yaşanmaması için çalışma yapacaklarını belirterek, “Bu konuda kaygıları anlıyoruz, öğretmenlerin motivasyonunu bozmayacak bir düzenleme olması için gereğini yapacağız” dedi. Yeni öğretmen alımı konusunda, kamuda 2013 için öngörülen personel alımında tahsis edilen kadro sayısının mevcut bütçe imkânları doğrultusunda planlandığını dile getiren Dinçer, sözlerini şöyle tamamladı: “Eğitimin kalitesine etki edecek bütün yatırımlar öncelikle Milli Eğitim Bakanlığı olarak bizi memnun eder. Personel alımı şimdiye kadar en çok Milli Eğitim Bakanlığı’nda olmuştur.”


Memur-Sen ve Eğitim Bir-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, eğitim sisteminin nitelikli hale gelebilmesi için bu alanda görev yapan bütün çalışanlara yönelik iyileştirmelerin yapılması gerektiğini vurguladı. Eğitim Bir-Sen tarafından hazırlanan ‘Türkiye ve Dünyada Öğretmenlik’ konulu çalışmayı basın mensuplarıyla paylaşan Gündoğdu, öğretmenlik mesleğiyle ilgili sorunları anlattı. Bekledikleri düzeyde öğretmenlere yönelik iyileştirmelerin yapılmadığını ifade eden Gündoğdu, söz konusu meslek grubuna hak ettiği değerin verilmediğine dikkat çekti.
 
 Eğitim alanında görev alan bütün kamu görevlilerinin kendileri için önemli olduğunu ifade eden Gündoğdu, bu nedenle öğretmenler dışındaki eğitim çalışanlarının da haklı beklentilerini kazanıma dönüştürmek için çaba gösterdiklerini ifade etti. Gündoğdu, şöyle devam etti: “Eğitim sisteminin içerisinde görev alan bütün kamu görevlileri, bizim için değerlidir. Bu nedenle öğretmen dışındaki eğitim çalışanların hem mağduriyetlerini giderecek hem de haklı beklentilerini kazanıma dönüştürecek bir süreci başlatmak durumundayız. Eğitim çalışanlarının sorunu çözülmedikçe, hak ettikleri maaş verilmedikçe, insan onuruyla bağdaşır çalışma şartlarına sahip olmadıkça eğitim sisteminde sürdürülebilir bir reform gerçekleştirmek hayaldir. Eğitim çalışanlarına beklentileri olan iyileştirmeler yapılarak bu hayali gerçeğe dönüştürmenin startı verilmelidir. "
 
ÖĞRETMENLER GÜNÜ’NÜ KUTLAMAYACAĞIZ!
 
 
 
Ülkenin geleceğini inşa eden öğretmenlerin fedakârlığının görmezden gelindiğini ifade eden Gündoğdu, bu anlayış yüzünden öğretmenlerin itibar kaybına uğratıldığını belirtti. Eğitim Bir-Sen’in 23. Başkanlar Kurulu Toplantısı'nda 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutlamayacaklarına dair aldıkları kararı yenileyen Gündoğdu, "Öğretmenlik mesleğinin ekonomik ve mesleki itibarını hedef alan yaklaşımlara son verilmediği sürece, ‘24 Kasım Öğretmenler Günü’ etkinlikleri yapılmamalı ve hiç kimse kutlama mesajı yayınlamamalıdır" diye konuştu. 18. Milli Eğitim Şurası'nda öğretmenlerin özlük haklarına yönelik alınan birçok kararın yerine getirilmediği için Öğretmen Günü’nü kutlamayacaklarını anlatan Gündoğdu, şunları kaydetti: “18. Milli Eğitim Şurası'nda, öğretmen ve yöneticilerin ekonomik durumlarının iyileştirilmesi amacıyla her yıl kasım ayında bir maaş tutarında ikramiyenin verilmesi, ek ders ücretinin 12 TL'ye çıkarılması, görev alınan projeler için ek ders ücreti tahakkuk ettirilmesi, eğitim kurumu yöneticilerine makam tazminatı ödenmesi ve ek ders ücretinin maaşlara, ek ödemenin ise emekli maaşlarına yansıtılması' kararlarının hayata geçirilmemesi, Öğretmenler Günü'nü kutlamama kararı almamızın başlıca gerekçelerini oluşturmaktadır. " Gündoğdu, 4+4+4 yeni eğitim sistemi, Milli Güvenlik Dersi'nin kaldırılması, Kur'an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin Hayatı’nın seçmeli ders yapılması, katsayı dayatması ile yükseköğretimdeki başörtüsü yasağının sona erdirilmesi gibi ciddi reformların gerçekleştirildiği bir dönemde bile öğretmenlere yönelik bir adım atılmamasına anlam veremediklerini vurguladı.
 
 
 
Gündoğdu, şöyle devam etti: "İlme, irfana ve âlime saygıyı esas alan bir medeniyetin devamı olan Türkiye 'de, öğretmenlere, yürüttükleri kutsal mesleğin maddi karşılığının hakkıyla ödenmemesinin yanında manevi karşılığı olan saygı bile artık neredeyse çok görülmektedir. Hak ettiği saygıyı görmeyen öğretmenler; öğrencilerine, daha iyi bir gelecek, daha güçlü bir Türkiye daha adil bir ülke hedefinde sorumluluk almaları gerektiğini nasıl anlatacak? Kendisi saygıya muhtaç hale getirilen öğretmenlerden, öğrencilerine 'insana ve haklarına saygı duymayı' ve 'insan onurunu esas almayı' öğretmeleri beklenmektedir. Biz, öğretmenliğin ne kadar yüce bir meslek olduğunu sadece 24 Kasımlarda haykıranlardan olmayacağız. Biz, öğretmenlerimizin hak ettiği saygıyı gördüğü ve her an yaşadığı bir Türkiye resmi oluşturuluncaya kadar her zaman ve zeminde öğretmenin değerini haykırmaya devam edeceğiz. 'Öğretmenler yetersiz ve çalışmıyor' gibi yaklaşımları kabul etmemiz mümkün değildir. Temennimiz, öğretmenlerin yeterliğini, fedakârlığını, diğerkâmlığını ve mensubu olduğu topluma hizmet etme aşkını bütün toplumun görmesidir. Tarihimiz, öğretmenlerin üstlerine düşen görevi fazlasıyla yerine getirdiğini belgeleyen örneklerle doludur. Öğretmenlerimizin bu başarısının devam etmesi; maddi ve manevi olarak rahat olması, yaptığı işten haz duymaya devam etmesiyle yakından ilgilidir. Bütün bunları sağlayacak olan bizatihi siyasi iradedir."
 
 
 
Genel Başkan Ahmet Gündoğdu'nun açıkladığı ‘Türkiye ve Dünyada Öğretmenlik’ raporunun bazı başlıklar şöyle:
 
ÖĞRETMENLERİN SORUMLULUĞU ÇOK, KARAR YETKİSİ YOK
 
 
Öğretmenlerin eğitime ilişkin en temel konularda bile karar yetkisi, ya sınırlı ya da hiç yoktur. Müfredatın belirlenmesi ve yenilenmesi, kitap seçimi, okul fonunun kullanılması, öğrencilerin sınıf tekrarı yapıp yapmayacağına karar verilmesi, disiplin kurallarının belirlenmesi gibi çok sayıda temel konuda öğretmenlerin görüşleri ya dikkate alınmamakta ya da çok az dikkate alınmaktadır. Birçok ülke gibi Türkiye'de de öğretmenlerin ciddi anlamda demoralize oldukları, umutsuzluğa kapıldıkları ve cesaretlerinin kırıldığı görülmektedir. Bu nedenle, öğretmenlerin motivasyonu gittikçe kırılganlaşmakta ve azalmaktadır. Öğretmenler, kendilerini eğitim reformu çalışmalarının öznesi değil nesnesi olarak görmektedir. Bu durum değişmeli, eğitim sistemindeki sorun alanları ve muhtemel reformlar, öğretmenlerin rehberliğinde belirlenmelidir.  Öğretmenlerden daha az zamanda daha çok iş yapmaları beklenmektedir. Eğitim reformları dolayısıyla, öğretmenler ders dışında daha çok süre çalışmak zorunda kalmaktadır. 2000'li yıllardan sonra, Türkiye'de öğretmen yetiştiren programların önemli bir kısmına ihtiyaç duyulan öğretmen sayısından daha fazla sayıda öğrenci kabul edilmektedir. Buna bağlı olarak, öğretim elemanı ve öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayıları, özellikle uygulama gerektiren diğer fakültelere kıyasla eğitim fakültelerinde oldukça yüksektir. Bazı bölümlerde ise ihtiyacı karşılayacak mezun bulunamamaktadır. İhtiyaç fazlası öğretmen yetiştiren fiziksel koşulları yetersiz eğitim fakültelerinin kalite sorunu, öğretmenlik mesleğinin tartışılmasına neden olmaktadır. İhtiyaç fazlası öğretmen yetiştirme nedeniyle, eğitim fakültesi mezunu öğretmen adaylarının önemli bir kısmı atanamamaktadır. Özellikle son beş yılda ataması yapılmayan öğretmen adayları sorunu kamuoyunda geniş yer bulmaktadır. Bu hususlar, son yıllarda öğretmenlik mesleğinin cazibesini yitirmesine neden olmaktadır. Öğretmenlik programlarının öğrenciler açısından cazibesini koruması için, arz ve talep dengesini sağlamaya yönelik çalışmalar sürdürülmelidir.
 
 ALAN SINAVI YAPILMALIDIR
 
Türkiye'de öğretmenler istihdam edilirken, öğretmen adayları arasından seçim KPSS ile yapılmaktadır. KPSS, adayların genel kültür, genel yetenek ve eğitim bilimleri bilgisini ölçmektedir. Birçok ülkede öğretmenler atanırken ya da öğretmenlik lisansı alırken alan bilgisi sınavına girmektedir. Türkiye'de ise öğretmenler seçilirken herhangi bir alan sınavı yapılmamaktadır. Yapılan araştırmalar, öğretmen adaylarının kendi alanlarında sınav yapılmasına olumlu baktıklarını ortaya koymuştur. Bu çerçevede, öğretmenliğe atanmaya esas sınavda alan bilgisi de ölçülmelidir.  Öğretmenler, toplum ve yönetim kademesinde saygınlık konusunda geleceğe dönük oldukça karamsardır. Öğretmenlerin çoğunluğu, MEB'in öğretmene yeterince değer vermediğini, maaşlarının yetersiz olduğunu ve mesleklerinin yeterince saygın olmadığını düşünmektedir. Bütün bu olumsuz tabloya rağmen, öğretmenlerin mesleki memnuniyetini artıracak adımlar atılmamıştır. Öğretmenlerin mesleki memnuniyetlerinin artırılmamasının uzun vadede eğitim sisteminde ciddi olumsuz sonuçları olacaktır. Öğretmenlerin eğitim sistemiyle yüksek motivasyonlu bir şekilde bütünleştirilebilmesi için, kendilerine anlamlı roller verilmeli ve alınacak kararlarda kendilerine danışılmalıdır.
 
ÖĞRETMEN İSTİHDAMINDA İLAVE ÖDEMELERLE ADALET SAĞLANMALIDIR
 
Türkiye'de, çok farklı istihdam usullerinin benimsenmiş olması ve son yıllarda çok sayıda genç öğretmenin mesleğe başlaması, öğretmenlere sunulan mesleki gelişim imkânlarının daha da artırılmasını ve öncelikli bir politika haline getirilmesini zorunlu kılmaktadır. Türkiye'deki kalkınma farklarından dolayı, doğudan batıya doğru ve kırsaldan kente doğru bir hareketlilik yaşanmaktadır. Bu durumda, özellikle doğu ve güneydoğu illeri ile kırsal yerleşim yerlerinde sürekli bir öğretmen değişikliği ya da açığı yaşanmaktadır. Birçok gelişmiş ülke benzer sorunları aşmak için, coğrafi konuma veya bölgesel gelişmişlik düzeyine göre öğretmenlere farklı ücretler ödemektedir. Öğretmenlerin bölgeler arası ve kent-kırsal arasındaki dengesiz dağılımını gidermeye yönelik düzenlemeler yapılmalı, öğretmenlerin öğretmen istihdamında zorluk çekilen hizmet alanlarını tercih etmesi ve orada uzun süre kalmaları özendirilmelidir. Bu amaçla, öğretmenlerin maaşlarında hizmet ettikleri bölgelerin zorluk derecesine göre ilave ödeme yapılmasına imkan sağlayan kalemlere yer verilmelidir.
 
 
GENÇ ÖĞRETMEN NÜFUSU AVANTAJA DÖNÜŞTÜRÜLMELIDIR
 
Türkiye'de 30 yaş ve altı öğretmen oranı yüzde 27, 40 yaş altı öğretmen oranı ise yüzde 69'dur. Türkiye, genç öğretmen oranı açısından diğer bütün OECD ülkelerinden çok daha avantajlı bir durumda görünmektedir.  Türkiye'de öğretmen nüfusu diğer ülkelere oranla daha gençtir. Bunun en temel nedeni, Türkiye'de mevcut öğretmenlerin önemli bir kısmının son 10-15 yıllık sürede atanmasıdır. İlk bakışta, öğretmen nüfusunun genç olması tecrübe bağlamında olumsuz bir durum gibi yorumlanabilir. Ancak, genç öğretmen nüfusu birçok açıdan avantajlı bir durumdur. Pek çok çalışma, genç öğretmenlerin eğitimde değişim ve yeniliklere karşı daha açık, önyargısız ve hazır olduklarını göstermiştir.
 
ÖĞRETMENLER EMEKLİ OLMAK İSTEMİYOR
 
Türkiye'de emeklilik yaşı bugün itibariyle kadın öğretmenler için 58, erkek öğretmenler için ise 60 yaştır. Türkiye'de genel olarak öğretmenler süreyi doldurdukları halde (başta ek ödeme ve ek ders ücreti kaynaklı kayıplara bağlı olarak) fiilen çalıştıkları dönemdeki aylık gelirlerin büyük oranda düşmesi ve emekli maaşının son maaşlarının %60 seviyelerine inmesi nedeniyle emekli olmayı tercih edememektedir. Emeklilikteki maaş kaybı, öğretmenlik mesleğinin saygınlığını tehdit edecek seviyeye ulaşmıştır. Bu doğrultuda öğretmenlerin ek göstergelerinin yükseltilmesi, ek ödemelerin ve ek ders ücretlerinin emekli maaşlarına yansıtılması yönündeki taleplerin uygulamaya dönüşmesi gerekmektedir.
 
BAŞÖRTÜSÜ YASAĞINA SON VERİLMELİDİR
 
Türkiye'de kadın öğretmen oranı, her düzeyde OECD ortalamalarının altındadır. Bunun temel nedenlerinden birisi genel olarak kadının işgücüne katılımının düşük olmasının yanında kamu sektöründe halen uygulanmakta olan başörtüsü yasağıdır. Başörtülü kadınlara uygulanan ayrımcılık nedeniyle kadınların nitelikli işgücü içerisinde yer alması, daha üniversite girişinde veya üniversitede engellenmiş ve bu barikatları aşanların ise görevlerine son verilmiştir. Temel bir insan hakkı ihlali olduğu tartışmasız olan kamuda başörtüsü ile çalışma yasağı bir an önce sonlandırılmalıdır.
 
EK ÖDEMELER ARTIRILMALI, MAAŞLARDA İYILEŞTİRME YAPILMALIDIR
 
Öğretmen maaşlarını karşılaştırırken ülke ekonomik şartları arasındaki farklılıkları göz önünde bulundurmak mecburidir. Bundan hareketle, uluslararası kıyaslamalarda, öğretmen maaşları satın-alma gücü paritesine dönüştürülmüştür. Bu dönüşüm gerçekleştirildikten sonra Türkiye'de öğretmenlerin maaşları tüm kademelerde yaklaşık 23 bin dolar civarında iken satın alma paritesi dikkate alınmadığında ise 11 ila 15 bin dolar aralığında kalmaktadır. OECD ortalaması ise -kademe arttıkça maaşlar da artacak şekilde- 28 bin ile 31 bin dolar arasında değişmektedir. Türkiye'de öğretmen maaşlarını birçok OECD ülkesinin altındadır. Mesleğe yeni başlayan bir okul öncesi öğretmeninin Türkiye'de elde ettiği maaş OECD ortalamasından %17 daha düşüktür. Benzer şekilde yeni başlayan bir sınıf öğretmeninin aldığı maaş OECD ortalamasından %19 daha, bir lise öğretmeninin aldığı maaş ise OECD ortalamasından %21 daha düşüktür. 15 yıllık bir okul öncesi öğretmeni, sınıf öğretmeni ve lise öğretmeninin aldığı maaşlar aynı tecrübeye sahip öğretmenlerin OECD ortalamasından sırasıyla %32, %34 ve %38 daha düşüktür. Yani, Türkiye'de öğretmenler hem OECD ortalamasından daha düşük maaş almakta hem de tecrübeyle birlikte bu fark daha da artmaktadır. Türkiye'de öğretmen maaşları iyileştirilmeli ve tecrübenin maaşa etkisi yeniden düzenlenmelidir. 2000-2010 yılları arası öğretmen maaşlarının gelişimine bakıldığında, bütün Avrupa ülkelerine kıyasla Türkiye, öğretmen maaşları en fazla iyileşme gösteren ülke olmakla birlikte bu durum Türkiye'nin OECD ülkeleri arasında öğretmenlere en düşük maaş veren ülkeler arasında olması gerçeğini değiştirmemiştir.  Türkiye'nin ekonomik büyümesinin öğretmen maaşlarına yansıtılması sonucunu doğuran bir artış ivedilikle yapılmalıdır. 2011 yılında yürürlüğe giren 666 sayılı KHK ile diğer birçok kamu çalışanının maaşında önemli bir iyileştirme yapılırken, öğretmenlere yönelik bir iyileştirme yapılmamıştır. Öğretmenlerde mağduriyet algısı oluşturan bu düzenlemenin, öğretmenlerin taleplerini dikkate alacak şekilde yeniden değerlendirilmesine ihtiyaç vardır.
 
TÜRKIYE'DE ÖĞRETMENLER OECD ORTALAMASININ ÜZERINDE ÇALIŞIYOR
 
Öğretmenin iş yükü yalnızca öğretim saatine bakılarak değerlendirilmemelidir. Öğretmenlerin okulda bulunması gereken saat esas alındığında, Türkiye'de öğretmenlerin çalışma saati 1800 saat civarındadır ve OECD ortalamasının (1.678 saat) üzerindedir. Türkiye'de ortalama sınıf mevcudu birçok OECD ülkesine oranla daha yüksektir. Benzer şekilde, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı, öğretmenlerin çalışma hayatlarını ve iş memnuniyetini doğrudan etkilemektedir. Türkiye'de ilköğretim kademesinde öğrenci/öğretmen oranının ortalaması OECD ortalamasından yüksektir. Hem ortalama sınıf mevcudu hem de öğretmen başına düşen öğrenci sayısı çalışma koşulu açısından değerlendirilecek olursa, Türkiye'de öğretmenlerin çalışma koşullarının (özellikle ders dışı çalışma koşullarının) diğer OECD ülkelerine göre daha zor olduğu söylenebilir.
 
OECD ORTALAMASINA GÖRE TÜRKIYE'NİN ÖĞRETMEN İHTIYACI 285 BİN
 

MEMURSEN

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET