Öncekiler Sonrakiler

SENDİKALAR DERSHANE KAPATILMASINA NE DİYOR?

Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu ile Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk dershane kapanma gündemini değerlendirdi.

23 Kasım 2013 Cumartesi 22:09
SENDİKALAR DERSHANE KAPATILMASINA NE DİYOR?

Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu,  Bingöl İl Temsilciliğince düzenlenen “Medeniyet Davamız ve Demokrasi Mücadelemiz ve Gençlik” konulu konferansta dershanelerin kapatılması konusunda;

Dershanelerin kapatılmasına yönelik başlayan tartışmaların yanlış olduğunu ifade eden Gündoğdu, yüzde 58 evet ile paydaş olanların bu yüzde 58’e zarar verme hakkının olmadığını belirtti. Devletin eğitim sistemini sınavları amaç olmasından çıkarıp, hayata hazırlık olarak öne çıkarması gerektiğini ifade eden Gündoğdu, “120 bin öğretmen açığı var. 39 bin ücretli vekil ve istihdam edilmiş. Öğretmenin ücretlisi vekili olmaz. Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere öğretmenlerin bölgeler arasındaki dağılımındaki adaletsizlik eğitimde fırsat eşitliğinin hayata geçmesine engel. Eğer devlet bu sorunları çözerse dershanelere doğal olarak ihtiyaç azalacaktır. İşte SBS ile ilgili bir adım atıldı dershanelere 280 bin öğrenci gitmemeye başladı” dedi.

Dershanelerin sebep değil, sonuç olduğunu söyleyen Gündoğdu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Dershane asli ürün değil, yan üründür. Dershane devletin yapması gerekip de yapmadıklarından doğan ama kayıt dışı hayata yolculukta diploma vermeyen umuda yolculukta yan unsurlardır. Taraflar Eğitim Bir-Sen olarak biz, hükümet, dershaneler ve Milli Eğitim Bakanlığı bir araya gelip bir taraftan eğitimin bu eksikliklerini gidermek, diğer taraftan dershanelerin dönüşümü için bunu en az dört yıllık bir sürece yayarak, eğitim odaklı pedogojik yaklaşımla konuya baktık. Onun için diyorum ki, dershaneler kapatılmamalı, kapanmalıdır” dedi.


Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk’un, dershaneler ile ilgili 15.11.2013 tarihinde yaptığı basın açıklamasında;

Anlaşıldığı üzere, Bakanlığın dershaneleri kapatmak için yaptığı çalışma, nedense kamuoyunun gözünden kaçırılarak, şeffaf olmayan bir şekilde ve kapalı kapılar ardında yürütülmektedir.


Artık kamuoyunca malum olan Hükümet-cemaat arasındaki sürtüşmenin bir tezahürü olarak gördüğümüz dershanelerin kapatılması tartışmaları, ne yazık ki, hem öğrencilerimizin hem de bu dershanelerde görev yapan öğretmenlerimizin heba edilmesi ile sonuçlanacaktır. Şayet ortada Hükümetin bir hesaplaşması varsa, bunu dershaneler üzerinden gerçekleştirme girişimleri bu ülkenin geleceği olan çocuklarımıza büyük zarar verecektir.Bu çok zavallı bir davranıştır. Çünkü bu, devlet gücünü lüzumsuz bir şekilde kullanmak anlamına gelir. Unutulmamalıdır ki; güçlü insanlar gerekçeleri de güçlü ve kabul edilebilir olan insanlardır.  Dershaneleri kapatacaksanız kapatırsınız; ancak bu kapatmanın mantığını önce kendinize izah etmeniz gerekmektedir. Eğitim dışı amaç ve sebeplerle dershaneleri kapatmak hem ahlaki, hem de vicdani değildir.


Dershanelerin ve etüt merkezlerinin kapatılması, kapatılan dershanelerin özel okula dönüşmesi ya da iki yıl içinde açık lise olması; okul olan dershaneye çek ya da kupon modeli gibi öneriler üzerinde dikkatlice düşünülmesi gereken konulardır. Nitekim dershanelerin kapatılmasına rağmen, okullardaki ve halk eğitimdeki kursların devam etmesi çocuklarımızın takviyeye ihtiyaç duyacağının da açık bir göstergesidir. Yıllardan beri söylediğimiz gibi, sınav ve eleme olduğu sürece yarış da olacak; dolayısıyla öğrenciler takviye yöntemlere ihtiyaç duyacaktır. Ayrıca bu aşamada dershanelerin kapatılması, merdiven altı dershanecilik faaliyetlerine de zemin hazırlamakla eşdeğerdir.


Öte yandan, kamuoyuna yansıyan haberde en dikkat çekici noktalardan birisi, Bakanlığın hazırladığı çalışmada, “Aday öğretmenler yazılı ve mülakat sonuçlarına göre alınır” şeklinde yeni bir hüküm getirileceği iddiasıdır.Anlaşılan o ki, Hükümet, mülakat sistemini önce kapatılan dershanelerin öğretmenleri üzerinde denemeyi planlamaktadır.Dönüştürülen okullarda iş bulamayan öğretmenlerin devlette çalışabileceğinin ifade edilmesi de bunun en açık kanıtıdır. Bu öğretmenleri, mülakatla MEB kadrolarına almak hiçbir şekilde akıl ile açıklanacak bir uygulama değildir, tam bir izansızlıktır. Buradan MEB’in çok bilgili(!) yetkililerine soruyoruz: KPSS’ye yıllardır hazırlanan, büyük emek veren, geceli gündüzlü çalışan öğretmenlere ve onların ailelerine nasıl hesap vereceksiniz?


Dershane öğretmenlerinin mülakatla devlet okullarına atanması demek, önümüzdeki dönemde tüm öğretmenlerin mülakatla öğretmen olarak atanması anlamına da gelmektedir. Böyle bir mülakat olması halinde, dershane öğretmenleri arasından da yandaşların seçileceği aşikardır. Böylece milli eğitimde yönetici atamaları ile birlikte başlayan, şube müdürlüğü ile devam edecek olan ‘torpil’ halkası öğretmenlere de mülakat getirilmesi ile tamamlanmış olacaktır.



ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET