Öncekiler Sonrakiler

'ÇAKAL' ÜRETEN ORTAM

Türkiye sineması, yeni kuşak yönetmenlerin çektiği filmlerde az çok karakteristik olarak belirginleşmeye başladı. Bornova Bornova, Bahtı Kara ve en son Çakal'da benzer meseleler, kurgu denemeleri, 'artistik' çekimler ve hayatın periferisindeki karakterler var.

20 Aralık 2010 Pazartesi 15:27
'Çakal' üreten ortam

Yeni nesil yönetmenler 'karanlık üzerine hikâyeler'i seviyor. Erhan Kozan'ın yönetmen koltuğunda oturduğu Çakal, bunun en kesif örneklerinden biri. Filmde dakika başına üç küfür düşüyor.

Kötünün kol gezdiği bir film Çakal. İsmail Hacıoğlu'nun başrolünü oynadığı Akın, nam-ı diğer Çakal, filmin ortasında bir öfke yumağı. Kendi çapında bir Raskolnikov. Annesinin ölümüyle zaten sallantıda olan dengesi bozulur Akın'ın. Babasının sakalının boyu ile ölçülen sahte dindarlığına duyduğu nefret, savrulmasını kolaylaştırır. Dar pantolonlu, tesettürlü sevgilisi Deniz ile yeni bir hayata başlamak ister; lâkin alacağı ret cevabı ile bu başlangıcı her türlü kötü işin döndüğü Hayat Bilardo Salonu'nda mafya babalarıyla yapar. Filmde karşımıza çıkan tipleri, Akın'ın halet-i ruhiyesinin farklı yansımaları olarak görüyoruz. Babanın, Akın'ın problemli kişiliğinde etkisi büyük. Sevgilisi, içinde kalan son ümididir ama onu da yitirecektir. Mafya, öfkesinin karşılık bulduğu alan. Özlem duyduğu temiz hayat, yıllarca yanında çalıştığı Nuran Usta'nın şahsiyetinde vücut bulur. Ona sırtını döndüğü andan itibaren hayatı iyice çetrefilleşir.

Feleğin çemberinden geçmiş, acıların çocuğu Akın, 'Hayat ne kadar zâlim, her taraf üzüntü.' diye kara kara düşünür film boyunca. Tabiri caizse 'kötü yola düşen' Çakal, Küçük Emrah'ın bir nevi olgunlaşmış, 'kemal'e ermiş hali. Aralarındaki fark daha varoluşsal zeminde sorularını sorması ve bunun, estetize edilmiş görselliğin içinde sunulması. Bu nedenle arabesk değil de nihilist olarak değerlendirmek mümkün.

Yönetmenin en büyük başarısı, güçlü bir atmosfer kurabilmiş olması. Çakal karakteri üzerine de kafa yorduğu belli. Kurgu üzerindeki oyunları, kamera çekimleri zaman zaman abartıya kaçsa da en azından sinemamız için yeni denemeler. Bu sırada yönetmen, izleyici ile Akın'ı o kadar çok özdeşleştirme üzerine kurgulamış ki filmini, salondan çıktığınızda Çakal gibi omuzlarınızı yükselterek, yüzünüz asık yürüdüğünüzü hissedebilirsiniz.
Tuba Deniz 17.12.2010

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET