Öncekiler Sonrakiler

SULTANIN SIRRI İSTANBUL'UN DEHLİZLERİNDE ÇÖZÜLÜYOR

Sultanın Sırrı, 2. Abdülhamit'in tozlu raflar arasında kaybolan bir sırrını beyazperdeye taşıyor. Kerkük'te başlayıp İstanbul'da biten film, yıllardır tartıştığımız "Türkiye'de petrol var mı?" sorusunun cevabını da veriyor.

17 Aralık 2010 Cuma 20:07
Sultanın Sırrı İstanbul'un dehlizlerinde çözülüyor

"Komşumuz Irak topraklarının altı petrol kaynarken nasıl oluyor da sınırın bu tarafında hiç petrol çıkmıyor?" Herkesin cevabını merak ettiği bir soru bu. Tam bir asır önce 2. Abdülhamit de cevabını aramış bu sorunun. Bunun için büyük sultan, dönemin ünlü Alman Maden Mühendisi Paul Groskoph'u davet eder. O zaman Osmanlı toprakları içinde bulunan bölgelerde petrol aratır. Sadece Musul ve Kerkük'ün değil, Güneydoğu Anadolu'da da petrol bulunan yerlerin haritası çıkarılır. Ülkenin geleceğiyle ilgili kaygılar taşıyan Sultan, haritada belirtilen toprakların bir kısmını şahsî parasıyla satın alır. 2. Meşrutiyet'in ilanıyla görevden alınacağını görünce harita ve tapuları kendi yaptığı özel şifreleri olan bir sandığa saklar. Sandık, Yıldız Sarayı'nın yağmalanmasının ardından ortadan kaybolur. Bir asır sonra CIA ajanı ABD'li bir profesör, Kerkük'teki tarihî çarşıda tesadüfen hikâyeyi öğrenir ve sandığı bulmak için İstanbul'a gelir.

Ömer Erbil'in hem yapımcılığını üstlendiği hem de senaryosunu yazdığı, Hakan Şahin'in yönettiği Sultanın Sırrı ajan profesör ve arkadaşı ile Türk istihbaratı arasında geçen ve nefes kesen sahnelerin olduğu bir macera-aksiyon filmi. Dövüş sahneleri Hollywood filmlerini aratmazken, hikâyenin arka planına yerleştirilen duygusal sahneler hikâyeye ayrı bir zenginlik katıyor. Kurgudaki başarısıyla seyircinin ilgisini canlı tutan film "Yerli Da Vinci" isimlendirmesini haklı çıkaran bir içeriğe de sahip. CIA ajanı ve gönüllü Türk istihbaratçılarının amansız mücadelesinin arasına bir de Opus Dei (Sion tarikatı) giriyor çünkü. Çemberlitaş'ta olduğu söylenen Hz. İsa'nın çarmıha gerildiği ahşap 'haç'ın peşine düşüyor onlar da. Farklı hikâyelerin birbirine geçişlerindeki zıtlıklarla zenginleşiyor film. Gönüllü istihbaratçıların merkez olarak kullandıkları Mevlevi dergâhındaki sema gösterisinden Sion üyesi bir gönüllünün kendini kırbaçladığı sahneye yapılan geçiş mesela. Annesini kırmamak için müzedeki yardımcısıyla Ermeni bir kadın arasında kalan Hakan'ın yaşadığı ikilem seyirciye hiç yabancı değil. Ve hepsinin yolu İstanbul'un yer altındaki Bizans döneminden kalma dehlizlerde birleşiyor. İstanbul 2010 Kültür Başkenti Ajansı tarafından da desteklenen ve 4 milyon TL bütçeye sahip olan filmde Topkapı Sarayı, Yıldız Sarayı, Arkeoloji Müzesi, Ayasofya Müzesi gibi tarihî mekânlar da kullanılmış.
Zaman, Özge Yalın, 17.12.2010

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET