Öncekiler Sonrakiler

SOSYAL DENGE TAZMİNATINDA SENDİKA ÜYESİ OLMAYANA DAYANIŞMA AİDATI YASAL DAYANAĞI

Sosyal Denge Sözleşmelerinde üye olmayanlardan yapılan sözleşmeye katılım aidatı üzerine hukuki mütalaa

05 Kasım 2012 Pazartesi 12:28

 Sosyal Denge Sözleşmelerinde üye olmayanlardan yapılan sözleşmeye katılım aidatı üzerine hukuki mütalaa

 

 GENEL AÇIKLAMALAR      :

 

            Demokratik Belediye ve Özel İdare Çalışanları Birliği Sendikası’nın “görüş” talebi üzerine,  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü kendi bakış açısına göre Sosyal Denge Sözleşmelerinde Dayanışma aidatı alınamayacağına ilişkin 04.07.2012 Tarih ve 8751 Sayılı bir görüş yazısı hazırlamıştır.

            Öncelikle ve önemle belirtmek gerekir ki bu görüş yazısı kanun hükmü, yargı içtihadı veya bağlayıcı evrensel hukuk kuralına dayanmadığı gibi, idarelerce uygulanması zorunlu olmayan,  sadece ve sadece bu hususla ilgili başvuruda bulunan ilgili sendikaya kendi bakış açısı ve değerlendirmelerine göre oluşturulmuş bir görüş ve fikir açıklamasından ibarettir.

            Dolayısıyla bu görüş yazısı idarelerce bir kanun hükmü veya bir yargı içtihadı ve kararıymışçasına uygulanmamalıdır. Aksi halde kanuni olmayan ve münferit bir görüşten ibaret yazıya itibar ederek işlem tesis eden idareler, kendilerini ileride bir açmaz içerisinde bulabileceklerdir.

            Aşağıda da vurgusu yapılacağı üzere Sosyal Denge Sözleşmeleri Toplu Sözleşme veya İdarelerin yaptığı diğer hukuk sözleşmelerinden farklı bir yerde bulunan,  özel nitelikli, hukuk müktesebatımıza yeni girmekle beraber, kamu sendikacılığı ve yerel yönetimlerde evveliyatı olan, belirli teamüller, Anayasa ve İLO görüşleri doğrultusunda da kanun yazılı metinlerinde yer almadığı dönemlerde de yapılmış sözleşmelerdir.

 

DEĞERLENDİRMELER         :

        

1)    Sosyal Denge Sözleşmeleri Toplu Sözleşme Değildir.

Borçlar Kanunumuzun 1. Maddesine göre akit, iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanı ile oluşan hukuki muameledir. Kendine has bir sözleşme tipi olarak Sosyal Denge Tazminatı Sözleşmelerinin bir tarafını idare oluştururken, karşı tarafı sözleşme imzalanacak ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendika oluşturmaktadır. SDS’ler hukuk sistemimize yeni intibak olmuştur. 4688 Sayılı Kanunun 32.maddesinde adı geçen bu sözleşmeler yine bu maddenin de açıkça belirttiği üzere “TOPLU SÖZLEŞME” hükmünde değildir.

 

 

 

 

 

 

 

Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması (1)

 

Madde 32 – (Değişik: 4/4/2012-6289/22 md.)

27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu Kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz.

 

 

Sosyal Denge Sözleşmeleri özel nitelikli sözleşmelerdir. Akdedilen taraflarca, ödenecek miktarlar, kesinti yapılması halleri, süresi ve yararlanma koşullarına yönelik olarak işyerinden işyerine, ilden ile farklılık arz edebilecek, tarafların iradelerine göre belirlenebilecek koşulları içeren sözleşmelerdir.

 Sosyal Denge Sözleşmesi katılım ücretlerine BEM-BİR-SEN olarak İLO’ya yaptığımız başvuru neticesinde de bu sözleşmelerin özel nitelikli sözleşmeler olduğu, idare ile ilgili sendika arasında yapılan bu tip sözleşmede müdahalelerinin söz konusu olmayacağı tarafımıza bildirilmiştir.

 

3)4688 Sayılı Kanunun 28.Maddesi Üzerine:

Toplu sözleşmenin kapsamı (2)

Madde 28 – (Değişik: 4/4/2012-6289/18 md.)

Toplu sözleşme; kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları kapsar.

Toplu sözleşme ikramiyesi hariç olmak üzere toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmasında sendika üyesi olan ve sendika üyesi olmayan kamu görevlileri arasında ayrım yapılamaz.

Açtığı davaları 4688 Sayılı kanunun 28. Maddesinin son fıkrasındaki “toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmasında sendika üyesi olan ve sendika üyesi olmayan kamu görevlileri arasında ayrım yapılmaz” üzerinden yürüten ilgili sendikanın bu fıkra üzerine açtığı davalar açıkça hukuki mesnetten yoksundur. İlgili fıkrada geçen “ eşit şekilde yararlanma” manası itibarıyla  sendikalı olmaktan bağımsız bir şekilde zam oranları, ek ödemeler, harcırah ve fazla çalışma ücretleri…vb. konulardaki toplu sözleşme hükümlerinden yararlanabilme açısından eşit şekilde yararlanma demektir. Sosyal Denge Sözleşmesi tazminatı ise 28.maddenin 1.fıkrasındaki haklardan biri değildir.

        

Sosyal Denge Sözleşmeleri ilden ile , kurumdan kuruma miktarlar ve uygulama yönünden belirli bir standarda sahip olmayan, memurun kadro ve derecesine göre dahi miktarlar yönünden değişkenlik arz edebilen sözleşmelerdir. Dolayısıyla açıkça “eşitlik” kavramının olaya yanlış uygulanması söz konusudur.

 

 

4) 4688 Sayılı Kanunun 25.Maddesi Üzerine:

         Sayın Çalışma Genel Müdürlüğünün görüş yazısında dayanışma aidatına yönelik hükümler konamayacağının dayanaklarından biri de 25.Maddenin 3. Fıkrası olmuştur. İlgili maddedeki ifade şöyledir;

Sendika tüzüğüne, üyelik ödentisi dışında her ne ad altında olursa olsun, üyelerden başka bir kesinti yapılmasını öngören hükümler konulamaz.”

            Maddenin kendisinden de açıkça görüleceği üzere Sendika Tüzüğüne başka bir kesinti yapılmasını öngören hükümler konulamaz denilmektedir. Bu maddedeki ibarenin Sosyal Denge Tazminatlarında bulunan dayanışma aidatına uyarlanmaya çalışılması, kavramın kendi bakış açılarına göre zorla başka bir anlama çekilmeye çalışılmasından başka bir izahı yoktur. Bu sebeple de Sayın Genel Müdürlüğün görüş yazısına hukuken katılmak mümkün değildir.

5) Dayanışma Aidatının Türk Hukukunda Yeri ve Kamu Sendikacılığındaki Teamüller:

 

Sosyal Denge Sözleşmelerinin özel niteliği ve yasal düzenlemelere yeni intibak olduğundan daha önce bahsedilmiş olmakla birlikte tüm Kamu Sendikaları ve Kamu Görevlilerince malumu olunan bir durumdur.

Bu hususta idareler ve kamu sendikaları daha önce yaptıkları SDS’lerdeki teamülleri devam ettirmektedirler. Hukuk düzenimizde 4688 Sayılı kanuna yeni girmiş olan Sosyal Denge Tazminatı Sözleşmelerine ilişkin olarak dayanışma aidatına ilişkin bir hükmün bulunamaması pek tabiidir. Ancak daha önce de belirttiğimiz üzere bu kavram kanunlara yeni girmiş olmakla beraber bu konuda belirli bir teamüle ve kültüre sahibiz.

Kamu Sendikacılığının Sosyal Denge Tazminatına ilişkin bu teamülleri kolektif olarak MEMUR-SEN, KESK VE KAMU-SEN Konfederasyonlarına bağlı yerel yönetim hizmet kolunda bulunan sendikalarca Sosyal Denge Tazminatı Sözleşmelerinde dayanışma aidatı alınması yönünde olmuştur. Dayanışma aidatındaki temel amaç ve hedef İLO görüşleri de göz önüne alarak örgütlenmeyi teşvik etmek ve İşçi Sendikalarına nazaran daha genç olan Kamu örgütlenme hakkını işçilere nazaran daha sonra kazanan kamu görevlilerinin haklarının geliştirilmesi için güçlü sendikaların olması amaçlanmıştır. Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanuna Dayanışma aidatı alınması yönünde hükümler koyan kanun koyucu da bunu amaçlamaktadır. sağlamaktır.

Nihayetinde yerel yönetim hizmet kolundaki kamu sendikalarının birlikte oluşturdukları ve Sosyal Denge Sözleşmelerinde uyguladıkları bir kavram olan “Dayanışma Aidatı” na dayanak olarak sendikacılıkta daha fazla geçmişi olan işçi sendikalarındaki durumun ve 2822 Sayılı yasanın 9.Maddesi temel alınarak intibak edildiği ve özel nitelikli olan bu sözleşmelerin taraflarının mutabık kaldığı dayanışma aidatına yönelik hükümlerin hukuka uygun olduğu mütalaa olunur.

                                                                                           

       Av. Çağdaş EMİNOĞLU

                                                    KAYNAK BEM-BİR-SEN HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET