Öncekiler Sonrakiler

SOSYAL GÜVENLİK REFORMU TÜRK İŞ TARAFINDAN ELEŞTİRİLDİ

Sosyal güvenlik aktueryal denge bozukluğunun sürdüğü, sağlıkta geriye gidişin yaşadığı, yoksulluk ve başka parametreler Raporda değerlendirilmektedir.

17 Mart 2011 Perşembe 11:34
Sosyal Güvenlik Reformu Türk İş Tarafından Eleştirildi

Türk-İş, sosyal güvenlik kapsamı dışında kalanların sayısındaki kısmi düzelmeye karşın Türkiye'de 13 milyon civarındaki kişinin sosyal güvenlik hakkından yoksun olduğunu belirtti.
 

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, konfederasyon, sosyal güvenlik uygulamaları ve Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) 2010 faaliyetlerine ilişkin bir rapor hazırladı. Raporda, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası'nın uygulandığı ikinci yılda kurumun gelirlerinde kısmi artış sağlanmışsa da genel bütçeden yapılan transferlerin artmaya devam ettiği belirtildi. Geçen yıl istihdam edilen nüfustaki artışın, kurumun aktif-pasif dengesinin az da olsa yükselmesine ve buna bağlı olarak prim gelirlerinin artmasına olanak sağladığına dikkat çekilen raporda, 2010'da kurumun prim gelirlerinin yüzde 22.3 oranında artarak 66 milyar 763 milyon liraya, toplam gelirinin yüzde 21.3 artışla 94 milyar 679 milyon liraya ulaştığı, açıkların ise önceki yıla oranla yüzde 7.4 düşerek 26 milyar 724 lira olarak gerçekleştiği kaydedildi.

Raporda, buna karşın 2010'da kurum gelirlerinde oluşan artışın sosyal güvenlik sisteminde "reform" adı altında yapılan düzenlemelere bağlanarak, kurumun finansman dengesinin yapısal olarak düzelmekte olduğunu ileri sürmenin mümkün görülmediği değerlendirmesinde bulunuldu. Geçen yıl genel bütçeden yapılan transfer tutarının yüzde 5 artarak 55 milyar 244 milyon lirayı bulduğuna işaret edilen raporda, "Yapılan transferlerin artarak devam etmesi kurumun finansman sorununun devam ettiğinin belirgin göstergesidir. Ancak 2010 yılında prim gelirlerinde meydana gelen artışın genel bütçeden yapılan transferlerin artış hızını düşürdüğü söylenebilir. Bu görüşün doğrulanması, 2011 yılında meydana gelecek gelişmelere bağlı olacaktır" denildi. Raporda. 2005'ten itibaren kurumun gelir-gider dengesindeki olumsuz gelişmelerin temel nedenleri yapısal hale dönüşmüş olan işsizlik ve özellikle genç işsizlik oranındaki artış, ortalama yüzde 45 düzeyinde devam eden kayıt dışı istihdam ve kurum hastanelerinin Sağlık Bakanlığına devredilmesinden sonra SGK'nın sağlık hizmetlerinin üretim maliyetlerini kontrol etmekten yoksun kalarak piyasada oluşan maliyetten sağlık hizmetlerini satın almak durumunda olması olarak sıralandı.

Sağlık harcamaları ve emekli aylıkları Raporda, 2010'da sağlık harcamalarındaki artış oranının önceki yıllara oranla kısmen düşme göstermesinin, fark ücreti uygulaması ve katılım tutarlarının yükseltilmesinden kaynaklandığı, bazı ilaçların ödeme listesinden çıkartılması, bazı sağlık hizmetlerinin miktar ve süresinin azaltılmasının da sağlık harcamalarının düşmesine katkı sağladığı savunuldu. Memur, işçi ve esnaf emekli aylıkları arasındaki farkın artarak devam ettiği belirtilen raporda, şunlar kaydedildi: "Reform adı altında yapılan düzenlemeler, emekli aylıkları arasında birliktelik sağlamadığı gibi, işçiler ile kendi adına bağımsız çalışanların emeklilerinin, dul ve yetimlerinin yüzde 80'ini Türk-İş'in verilerine göre açlık sınırının altında bırakmıştır. Oysa ki sosyal güvenlik sistemimizde reform yapılması için gösterilen gerekçelerden önde gelenini, önceki sistemin gelir dağılımını bozduğu, yoksulu korumadığı söylemi oluşturmuştur. Görülüyor ki yeniden yapılandırılan sistem yoksulu kuruması bir yana, yoksul üretir yapıya dönüşmüştür.

Sosyal güvenlik sistemimizde reform adı altında yapılan düzenlemelerin gerekçelerinden bir diğerini de sistemin tüm nüfusa sosyal koruma sağlayacak şekilde kapsamını genişletmek oluşturmuştur. Ancak reformun dördüncü ayağını oluşturan ve sistemin kapsam sorununu çözecek olan sosyal yardım sisteminin kurulmasına olanak sağlayacak yasal düzenleme bugüne kadar yapılmamıştır." 2007, 2008'de sosyal güvenlik kapsamı dışında kalan nüfusun oranı yüzde 20'den kısmi düzelme ile 2009'da yüzde 19'a, 2010'da ise yüzde 17'ye düşmüştür. Ancak hala 13 milyon civarındaki vatandaşımız sosyal güvenlik hakkından yoksundur."

Raporda, reform adı altında yapılan yasal düzenlemelerin sigortalılar açısından birlikteliği sağlamak bir yana aynı statüde çalışan işçilerin haklan ve yükümlülükleri arasında da yeni farklılıklar getirdiği eleştirisine yer verildi. "Kalıcı çözüm için..." kurumun, başta insan kaynakları olmak üzere kaynaklarının en uygun şekilde kullanıldığını söylemenin olanaksız olduğu savunulan raporda, alt ve üst düzey yönetim kadrolarında ki hareketliliğin insan kaynaklarındaki israfın en belirgin örneği olduğu ifade edildi. Raporda, "Aynı iktidar sürecinde, SGK'nın kuruluşundan bugüne geçen 5 yıllık sürede kurum başkanı 4 defa değiştirilmiştir. Yönetim kadrolarına atamalar somut liyakat ölçütlerine göre yapılmamaktadır. Çok büyük bir yapıda oluşan kurumda karar alma süreci uzamakta, işlemler yavaş yürümektedir. Yapılan araştırmalar önceki yıllara göre sosyal güvenlikteki memnuniyet oranı önemli düşüş göstermiştir" eleştirisinde bulunuldu. Türk-İş'in raporunda, kurumun sorunlarının kalıcı olarak çözümünün, işsizliğin, kayıt dışı istihdamın kabul edilebilir seviyeye çekilerek, çağdaş sosyal yardım ve ödeme sisteminin oluşturulmasına, hak ve yükümlülüklerde birliktelik sağlanmasına ve özerk yönetim yapısına kavuşturulmasına bağlı olduğu kaydedildi.


Kaynak: 24 Saat

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET